
Bugün emir erim Kutayhan ile cephe gerisinden yaklaşık 8 kara mili kadar güneye ilerledik. Buralar önceden hep dutluk imiş. Kutayhan öyle söyledi... Güya dedesinin de dut bahçesi varmış burada ama elim bir ipekböceği saldırısı sonucu bütün dutluklar yerle yeksan olmuş. İnanmadım tabi, Kutayhan iyi çocuk ve iyi bir asker de olabilir ileride ama hayalgücü biraz geniş...
Dutluklardan sonra karşımıza büyükçe bir lahana tarlası çıktı. Kutayhan bu tarlanın ailesi için önemli bir gelir kaynağı olduğundan bahsederken ben iri bir tavşan gördüm. Ve kendisini bazukamla vurmak istedim fakat bazukayı yanımıza almamışız. Kızdım tabi, Kutayhan'a bağırdım... "Sığır" dedim, "Ben sana bazukayı getir demedim mi" dedim, "Demediniz" dedi, "Demedim mi demedin mi deme bana" dedim, "Tamam" dedi...
Dutluklardan sonra karşımıza büyükçe bir lahana tarlası çıktı. Kutayhan bu tarlanın ailesi için önemli bir gelir kaynağı olduğundan bahsederken ben iri bir tavşan gördüm. Ve kendisini bazukamla vurmak istedim fakat bazukayı yanımıza almamışız. Kızdım tabi, Kutayhan'a bağırdım... "Sığır" dedim, "Ben sana bazukayı getir demedim mi" dedim, "Demediniz" dedi, "Demedim mi demedin mi deme bana" dedim, "Tamam" dedi...
Bunun üzerine daha fazla bağırmadım. Zaten tavşan da kaçmıştı ben bağırınca. Benim sesim, tabi çok gür olduğu için, taa cephenin oradan duyulmuş. Haşmet General telsizle "Komtanım iyi misiniz?" dedi, "İyiyim Haşmet, sen nasılsın yengeyle çocuklar nasıl?" dedim, "İyiler, komtanım, sağlığınıza duacılar" dedi. "İyi" dedim, "Karavanacıya söyle, burada büyük bir lahana tarlası bulduk, imha ekibiyle gelsin. Burayı boşaltalım. Askerlere de müjde ver, bu akşam kapuska yiyeceğiz" dedim.
Haşmet arkadaşlara emir verirken arkadan "Ooowww, bööööğ" gibi sevinç nidaları geldi. Ne kadar başarılı ve emrindeki askerlerin dilinden anlayan bir komutan olduğumu bir kez daha anladım, göğsüm gururla kabardı netekim...
Bu duygu ve düşüncelerle ufka bakıp, dolan gözlerimi emir erim Kutayhan'dan saklamaya çalışırken, Kutayhan, "Komtanım benim bir dedem vardı, adı Halil Haşmet'ti" dedi.
Sonra ben arabaya bindim, arkaya oturdum tabi. Kutayhan da öne bindi. Akabinde bir baktım şoför koltuğu boş, "Kutayhan" dedim, "Arabayı kim sürecek?"
"Ha," dedi "ben sürecektim di mi komtanım?". "Tabi sen süreceksin gerizekalı" dedim. O da "Hah işte komtanım ben de onu diyecektim. Benim Halil Haşmet Dedem var ya, o gerizekalıydı" dedi. Ben cevap vermedim, kafasına apoletlerimle vurdum; "Aslında kafasına değil de kabalarına vursaydım daha iyi olurdu" diye düşündüm yol boyunca.
Sonra ben arabaya bindim, arkaya oturdum tabi. Kutayhan da öne bindi. Akabinde bir baktım şoför koltuğu boş, "Kutayhan" dedim, "Arabayı kim sürecek?"
"Ha," dedi "ben sürecektim di mi komtanım?". "Tabi sen süreceksin gerizekalı" dedim. O da "Hah işte komtanım ben de onu diyecektim. Benim Halil Haşmet Dedem var ya, o gerizekalıydı" dedi. Ben cevap vermedim, kafasına apoletlerimle vurdum; "Aslında kafasına değil de kabalarına vursaydım daha iyi olurdu" diye düşündüm yol boyunca.
Akşam yemeğinde kapuska vardı. Nefret ederim kapuskadan!!! Hemen karavanacıyı çağırdım, "Bu nedir?" dedim tabağımdaki yemeği göstererek, "Kapuska" dedi. "Haa" dedim, "Tamam, çıkabilirsin". Demek kapuska böyle bir yemekmiş, olsun... Ben yemedim, kantinden armut aldırdım.
sulu ve lezzetli bir görsel için...
sulu ve lezzetli bir görsel için...


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder