19 Mart 2009 Perşembe

bir komutanın günlüğü / 3


Geçenlerde denizci dostum Yusuf Yarbay'la birlikte kendisinin yönetimindeki deniz harekatını izlemek üzere Çeşme açıklarına gittik. Ben Yusuf Yarbay'a "Karşıdaki adaya geçelim, biraz da ordan bakalım" dedim ama o, "Albay’ım ne diyorsunuz bizi savaşa mı sürükleyeceksiniz?" dedi. "Niye lan?" dedim, "Benim cipin arkasında mangal var. Orada da bir sürü tavşan varmış, güzel olurdu işte. Ne tırsık adammışsın lan sen!"

Sonra sakinleştim, kendi kendime "Ne kızcam lan? Belki de adam savaştan korkuyordur. Herkesin benimki gibi bir karısı yok ki, bazıları hayatı sevebilir" dedim.

Ama hemen sonra aklıma çok fena bir şüphe takıldı. Acaba Yusuf Yarbay Türk değil miydi? Eğer Türkseydi neden korksaydı da adaya çıkmasaydı? İki tombul gri tavşana savaş açmaktan korksaydı da o barabellileri niye yanında taşısaydı? Madem Türkseydi ve her Türk asker doğsaydı bu niye böyle yapsaydı?

İşte o andan sonra sevgili okuyucu aklımdaki sorulara bir cevaplar bulmam gerekmişti. Hemen telsizime sarıldım ve emir erim Kutayhan'ı arayıp kendisine, 15 yıl önce gazetelerin 30 kupona bir cildini verdiği ve benim de karımdan gizli hepsini biriktirdiğim Meydan Larousse'un Y cildini açarak "Yusuf Yarbay" maddesini bana okumasını istedim.

Kutayhan, sanırım biraz tembel olduğu için, daha ansiklopediye bakmadan, "Ama komtanım öyle bir madde yoktur ki!" diyerek itiraz etti. "Höyyytt! Deyyus" diye gürledim, "Sen şimdi bana bütün meydanı yuttuğunu mu söylüyorsun?" dedim. "Yok da komtanım" dedi. "Konuşma lan" dedim, "Bul çabuk bana Yusuf Yarbay'ı". "Yusuf Yarbay Çeşme açıklarında harekattaymış komtanım" dedi. "Yok yahuu" dedim, "Daha şimdi yanımdaydı, ne çabuk gitti?"

Ancak kısa bir süre sonra toparlandım ve Kutayhan'a "Konuşma lan, oku çabuk" dedim. Benim bu sert çıkışımdan sonra telsizden önce sayfa hışırtıları duyuldu ardından Kutayhan, "Komtanım, burada Koca Yusuf var, o olur mu?" dedi. "Yusuf Yarbay evliydi değil mi?" dedim, "Evet komtanım" dedi Kutayhan, "Karısının sol kalçasında doğum izi var". "Tamam o zaman odur, Koca Yusuf'tur, oku bakalım" dedim.

Kutayhan'ın okumaya başlamasıyla birlikte içime düşen kurt gerçeğe dönüşmüştü. Zira ansiklopedi camiasında Koca Yusuf, askerlik camiasında Yusuf Yarbay olarak bilinen bu zat, aslında Bulgaristan doğumlu bir güreşçi idi.

Bu bilgileri öğrendiğimde aklımdaki tüm soru işaretleri birer birer aydınlanmıştı ve ben Türk Silahlı Kuvvetleri tarihindeki en büyük casusluk olayını ortaya çıkarmıştım netekim!!

Bu, Bulgar ajanı güreşçi casus saflarımıza sızarak bizi içten çökertecekti. Artık yapılacak tek bir şey kalmıştı. Hemen telsizimi kapattım ve harekatı izleyen Yusuf Yarbay'ın yanına gittim...

"Yusuf canım, gel seninle bir güreş tutalım" dedim. Planlarıma göre, aslen güreşçi olan bu Bulgar ajanı, teklifime dayanamayacak ve tıpkı bala üşüşen tavuk gibi güreşe balıklama dalacaktı. Ancak bu casus sandığımdan daha iyi eğitilmişti ve bu durum bende işin içine MOSSAD ve CIA'in de karıştığı izlenimi doğmasına yol açtı.

"Albay’ım şu an harekatı izliyorum. Güreşmemiz doğru olmaz" diyerek aslında güreşmeyi ne kadar istediğini ancak benim acı kuvvetime dayanamayacağını ve onu suç üstü yakaladığımı anladığını bana göstermek istedi.
Ancak olmazdı, o ajanı orada öylece bırakamazdım. "Hadi lan güreşelim, harekat kaçmıyor ya, gene izlersin. Olmazsa söylersin bir daha yaparlar. Ne biçim yarbaysın oğlum sen, askerlerine söz dinletemiyor musun?" diyerek lafı da geçirdim ve asker olmadığını bildiğimi ima ettim.

Yusuf daha "Aman Albay'ım" demeye kalmadan çift daldım ve kendisini kurtkapanına aldım. Boyunduruk da olabilir pek emin değilim… Güreşin gidişatından anladığım üzere Yusuf çok uzun zamandır güreşmiyordu ve hamlamıştı. Ama bu süre zarfında çok fena tekvando öğrenmişti ve kelimenin tam anlamıyla ağzıma sıçtı. Allah'tan diğer subaylar gelip bizi ayırdı da Yusuf elimden kurtuldu.

Her ne kadar Yusuf olayı benim başlattığımı ve kendisini “Bulgar ajanı pis güreşçi” diyerek boğmaya çalıştığımı söylese de sevgili okuyucu, siz dahil herkes biliyor ki “Her Türk asker doğar” ve eğer bir asker Türk doğmadıysa ne Türk’tür ne de asker ama güreşçidir. Zaten bir Türk asker doğmadıysa ona Bulgar da denemez.

Çeşme çok sıkıcı bir yer… Gitmeyin!

****
Görsel için nişan al, ateş!!



Hiç yorum yok: