
gencim o zaman... sen yaşlarda ya varım ya yoğum. sen dediysem, bu yazıyı her kim okuyorsa onun yaşında yani, her yaşta yani. bir kadın sevdim. küçük bir yüzü vardı. aydınlık ama.. bukle olması gerekirdi saçları, o yüze o giderdi ama düzdü onunkiler. tanrı da onu öyle yaratmış. yaradanı sevdiğim için sevmedim onu. sevdiğim için sevdim. sevilmesi gereken bir kadındı. sevgiye muhtaç olduğu için değil. sevilesi olduğu için.
düzenimi değiştireyim dedim onun için. baktım ki kurulu bir düzenim yok, tamam dedim içimden, bu ilahi bir işaret. sevmeliyim onu. kalktım. peşinden. gittim.
gülümsedi. ay gibi yanıyordu yüzü. gözleri biraz karanlıkta kalmıştı, güneş o tarafa yetirememiş gibi şavkını. oysa onun güneşten almasına gerek yoktu ışığını.
defalarca gittim yanına. hep aynı sükunetle karşıladı beni. sessiz, müstehzi gülümsedi. utangaç gibi. kadın gibi değil, çocuk gibi. o gülümsediğinde bazen, gözlerinden muziplik akardı odaya. sanki bir anda kalkıverecek, pervazda bitiverecek, o minicik kollarını iki yana, hiç beklenmeyen bir heybetle açıverecek ve akıverecek gibi karanlığa. aydınlığa ya da. onun aydınlığı bana karanlık olduğunda dünya da kaybedecekti ayını, güneş kendini büyükserken.
gitti. hiç bir şey demedi. bekledim. arasın diye. aramadı. aramazdı. arayamazdım. istemezdi. isterdi belki, tanısaydı severdi belki. tanıtamadım. sevmezdi belki de. sevmesin. ben onu sevdim. onu sevdiğim için, sevdim. sevilmeye ihtiyacı olduğu için değil. sevilesi olduğu için.
yıllar geçti. evlenmiştir belki. evlensin. ben onu yine severim. görsem mesela yolda, yürürken ben, o bir kafede cam kenarına oturmuş, ki sevmezdi cam kenarına oturanları -aç olan var tok olan var derdi, yiyemem ben onların gözüne bakarak- aniden görüversem, yüzü ışısa, oralar ışısa. baksam, bir an baksam, bir ömür an baksam. çevirmese kafasını ve bu kez yüzünde olmasa o muzip çocuk. çıkmaz ki kafeden, gelmez ki yanıma. yürüsek güzel olurdu ama. taksim'den geçsek, harbiye'den geçsek, kıvrılıversek pangaltı'na. denize inerdik belki. konuşmazdık ama eminim. o uzun yolda susardık. ben bir şey diyemezdim. o da demezdi. dememişti zaten bir şey. olsun. ben onu öyle de sevmiştim.
***
görsel için sahil boyunca yürüyün




