
resmen mahalle kabadayısıydı...
arkadaşları da kabarık tayfadandı. zart zurta gelemez, maç mı yapılacak, toplarını alır "aynen konarlardı" sahaya. iyi top oynardı, kıvraktı, ilerde çok işine yaradı bu kıvraklığı. geçmişine bağlıydı ama kendi geçmişine değil, kendisinin yaşamadığı, fetihlerin yapıldığı, gemilerin karadan yürüdüğü, sakal kesenlerin kollarının kesildiği geçmişe. kendi geçmişi başına bela olduğunda veya olma ihtimali goncalandığında bir ilk bahar sabahı, güneşle uyanmış, her isteklinin koynuna girmekten imtina etmeyen ama hala bakire ve yüzü ışıl ışıl, bu bataktan bir gün elbet kurtulma umudu taşıyan demokrasinin koluna girivermişti.
karizmatikti bir kere, ağzından çıkan söz, her zaman olduğu gibi kendisinden daha akıllı olmayanları, hadi şöyle diyelim, inanmaya/tutunmaya ihtiyacı olanları cezbediyordu. eğer bir dala ihtiyacınız olursa bir vakit, o dalın toğrağa bağlı olup olmadığını analiz edecek vaktiniz yok demektir.
resmen "deniz"e düşmemek için sarıldılar ona. gerçi zamanında yalandan korkmam yılandan korktuğum kadarı hep bir ağızdan stadyumlar inletene kadar söylemişlerdi ama dün pek tabi dündür ve bu durum bugünün de bugün olmasını beraberinde getirecektir. asla mazlum değildi, ama mahzundu hep ve ziyadesiyle toplu cinnet yarışması döndüğü için milletin ekranlarında, mazluma karşı hassasiyetini biliyordu milletin.
yanlış silah seçtiği ve savunması da pek kuvvetli olmadığı için şehir yönetirken içeri girdi. çıktığında şehir-devlet yönetiyordu ve bu ciddi bir adımdı. siyasetstar yarışmasının kurallarını, yeni başlamış olmasına rağmen daha iyi özümsemişti ve "o kadar mazlum" bir kesim vardı ki, onlara sadece bekleyin diyerek, beklenmeyecek bir iş başardı.
kanaat önderlerini ciddi bir mesai bekliyordu, acaba millet bu yönde mi irade kullanmıştı yoksa canlarından mı bezmişlerdi ya da yüzergezerler vardı da iki yüzlülerle birleşince sihirli formül mü oluşuvermişti bir anda? sadece acıların çocuğu, delikanlı değil basbayağı bir simyacıydı artık.
delikanlılık pek tabi geldiğin yeri unutma der sana, mükremin'den öğrenmişti bunu. ona on misli at yarışı çıkmadı ama yürü ya kulum da dediler bir kere. gerçi kime kulluk ettiğinize göre değişir alacağınız mesafe lakin gemiler indi bir kere suya. artık hedef başka tepelerden gemi aşırtmaca...
****
görsel: arkadan dolaşıp iki puan almak isteyenler


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder