
çirkin ördek yavrusu. mart soğuğu. dalıverdi göle. küçük ya. heyecanlı. nefesini tutacak güya. sayıyor da içinden. annesi yapma dedi kaç kez, ördekler de boğulur. yapar ama. küçük ya. yapacak.
saydı, 15, 16, 52, 53, 84, 89... yavaş yavaş bulandı su. iki ördek geldi yanına. tanıyor gibi onları. ellerinde güzel bir pelerin var. sırtına giy diyor biri, üşürsün. şşş demek istiyor ama açamaz ağzını.
ah nerden geldi bu ördekler, odaklanmıştı ne güzel. şimdi onlarla oyun oynamak isteyebilir. ve sırf o saymayı bırakana kadar sıkıldıkları için gidebilir o ördekler. ne kötü bir çatışma. onlarla oynamak için deneyini yarıda bırakırsa aklı orada kalacak. acaba kaça kadar sayabilirdim? ama şimdi kafasını sudan çıkarmazsa gidebilirler. acaba ne oynardık?
annesi kızıyor tanımadığı ördeklerle oynamasına. öbür ördek anneler de kızıyordur belki. bütün anneler aynı mıdır? aynı olmayabilirler. olabilirler ama. ahh! bunları düşünürken saymayı unuttu. kaç olmuştur acaba. şimdi bir yandan düşündüklerini bir kez daha düşünse, bunları ne kadar sürede düşündüğünü düşünerek ve sayarak ikiyle çarpsa, en son saydığına eklese. ama o zaman da o hesabı yaparken arada kaçan süreyi hesaplaması gerekecek.
ah, arkadaşlar. insanın tüm dikkatini dağıtıyorlar. gerçi onlar arkadaş değil. pelerini giyse mi acaba? ama pelerin ağırlık yapar. oysa o rahat rahat saymak istiyor. hava kararıyor. oysa onun sayacağı bir sürü sayı var. ördekler de boğulur mu?
balıklar ne kadar boğulursa ördekler de o kadar boğulur. ama bazen balıklar ölüyor. havasızlıktan değil havadan. görmüştü bir kez. sudan çıkmıştı balık. etrafı hava doluydu. ama çekemedi o havayı içine. öldü. demek ki azlık değil, çokluk öldürür kişiyi.
saymayı zaten bırakmıştı. artık daha da karardı hava. o iki ördek de gitti. ben de düşünürüm o zaman dedi. sayılar kaça kadardır acaba? milyonlar, milyarlar bitse bile trilyonlar vardır. bir an düşündü. sadece sayarak çıldırılabilirdi. küçük ördek, çirkin ördek. sayarak büyüse bile, şimdilik tek güzelliği olan aklı da çirkinleşecek ördek.
sırtüstü çıkıveriyor sudan. hep sırtüstü olabilmeyi isterdi. demek ki ölünce, bu ihtimal gerçeğe dönüyor. ama sadece bir kez ölebileceğine göre ne zaman sırtüstü dönmek istediğine iyi karar vermen gerekir.
keşke kedi olsaydı. onların biri hariç, sekiz kere daha lüksü varmış sırtüstü dönmek için. tevatür mü acaba? bir kere kedi görmüştü. ama ölmemişti kedi. kediler hep dört ayak üstüne düştüğüne göre nasıl oluyordu da ölünce sırt üstü dönebiliyorlardı? ölse bile dört ayak üstünde ölmesi gerekir diye düşündü.
1200. evet 1200'den başlayabilir. kim aksini iddia edebilir ki. 1200 uygun bir sayı. 1201, 1202, 1203... kedi olmak iyi değil. kediler güven vermiyor. yaşarken sırt üstü dönebiliyorlarsa ölünce neden yapmıyorlar? pelerin nerededir acaba? ne oynardık ki? annem görse kızar bana. niye öldün diye...
***
görsel hakkında


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder