
kocaman, kıllı bir el. siyah siyah kılları. ürkütücü. parmakları küt. tırnaklarını özenle kesmiş güya. ama temiz değil sanki elleri. hoyrat bir kere. sigara paketini bile el bombası tutar gibi tutuyor. o ince beli nasıl kavrar kim bilir.
duruyoruz. yirmi kadar varızdır. gerçi bizim sayımız belli olmaz. bazen birimiz günlerce durur. alışır iyice, benimser yerini. o dururken yenileri gelir. üstüne, altına, yanına. ilk merhaba sıcak olur ama sonra ne konuşacağımızı bilemeyiz. bakışırız biraz. sıkıcı olur. aslında çok yakın hissettiğin, öyle olmasını istediğin, öyle olması gerek diye düşündüğün öyle olsun diye kendini zorladığın biriyle uzun bir yol boyunca, hiç bir şey konuşmadan, ya da zaten cevabını bildiğin bir kaç kısa soruna aldığın bir kaç kısa cevap dışında hiç bir şey konuşmadan yürümen gibi.
sıkılırsın. ama sıkıldığını ifade etmek de ürkütücü gelir. madem sıkılıyorsun, madem yabancılaştın, madem isteksizsin... neden buradasın? o neden burada?
Bekliyoruz hala. kıllı el henüz bir şey yapmadı. sadece parmaklarıyla masada ritm tutuyor. masa olmayı hiç istemezdim şimdi. ama en çok incebelliyi düşünüyorum. aramızda en narin olan o. o hoyrat parmaklar ona dokunduğunda ne çok incinecek ah!
tükürür gibi konuşuyor kıllı el. masa alışık üstüne yağan kısır yağmurlara. biz rahatsız oluyoruz. ama kaçmak mümkün değil. buradan kaçmak sadece onlar isterse olabilir. o da kaçış olmaz. gerçi her kaçmak biraz yakalanmaktır. bekliyoruz. beyazlı geliyor. güya beyazlı. lekelerle dolu üstü başı. ayda bir kez ya yıkanır ya yıkanmaz. incebelliyi de gördüm şimdi. ah! başına geleceği bilse yavrucak...
ne mahzundur incebelli. her seferinde başka bir erkekle gelir masaya. sanki her seferinde o erkeği de sevmek ister gibi. alışmak ister gibi ona. ama o kısacık yol boyunca, onu içine aldığı, bağrına bastığı o yol boyuncadır sadece mutluluğu. kısa bir an yeni sevgilisine kavuşur.
sonra kıllı eller, narin parmaklar, törpülü tırnak, boyalı tırnak, yenmiş tırnak, pis tırnak, çatlak el, krem kokulular... hepsi ama hepsi istisnasız ayırır onu erkeğinden. elinden bir şey gelmez. hepsi sevmeye yeni yeni başladığından ayırırlar. üstelik sanki hiç ayırmayacaklarmış gibi yaparak. güya kendi içinde dolanmasına izin verirler. ama bellidir sonu. bir kaç hızlı öpücük, derin olmayan, baş döndürücü bir temas ve ince belinin kafasına vura vura gelen ayrılık.
beyazlı geldi. incebelliyi oturttu masaya. kıllı el geliyor, bu sefer beni alsın istiyorum. hem çok oturdum hem de bir kez daha görmek istemiyorum incebellinin hüznünü. kıllı el yaklaştı. yaklaştıkça daha beter görünüyor. yanımdakini aldı, öbür yanımdakini de, birini daha aldı solumdan, hayır ikizleri almış. ben. beni de al kıllı el.
aldı. beni de aldı. bu inanılmaz. en büyük düşmanından ölçüsüz bir lütuf görmek gibi. bizi incebelliye götürdü. artık ben de incebellideyim. bir an önce karışmak istiyorum. o kadar çok istiyorum ki kokusunu içime çekmeyi. öyle büyük ki ona özlemim. bin parça olmak istiyorum, dağılmak istiyorum. her bir zerresine nüfuz edeyim istiyorum.
ama incebelli çok dalgın. bu kez bakmıyor bize. kıllı el de bakmıyor. kıllı el fark etmiyor. incebelli atıverecek kendini masadan. bin parça edecek kendini, bizim için. feda edecek. kendini. bizim için. toplu acı varsa bir yerde, birinin fedası ne işe yarar. hep birlikte kaybolalım incebelli.
duruyoruz. yirmi kadar varızdır. gerçi bizim sayımız belli olmaz. bazen birimiz günlerce durur. alışır iyice, benimser yerini. o dururken yenileri gelir. üstüne, altına, yanına. ilk merhaba sıcak olur ama sonra ne konuşacağımızı bilemeyiz. bakışırız biraz. sıkıcı olur. aslında çok yakın hissettiğin, öyle olmasını istediğin, öyle olması gerek diye düşündüğün öyle olsun diye kendini zorladığın biriyle uzun bir yol boyunca, hiç bir şey konuşmadan, ya da zaten cevabını bildiğin bir kaç kısa soruna aldığın bir kaç kısa cevap dışında hiç bir şey konuşmadan yürümen gibi.
sıkılırsın. ama sıkıldığını ifade etmek de ürkütücü gelir. madem sıkılıyorsun, madem yabancılaştın, madem isteksizsin... neden buradasın? o neden burada?
Bekliyoruz hala. kıllı el henüz bir şey yapmadı. sadece parmaklarıyla masada ritm tutuyor. masa olmayı hiç istemezdim şimdi. ama en çok incebelliyi düşünüyorum. aramızda en narin olan o. o hoyrat parmaklar ona dokunduğunda ne çok incinecek ah!
tükürür gibi konuşuyor kıllı el. masa alışık üstüne yağan kısır yağmurlara. biz rahatsız oluyoruz. ama kaçmak mümkün değil. buradan kaçmak sadece onlar isterse olabilir. o da kaçış olmaz. gerçi her kaçmak biraz yakalanmaktır. bekliyoruz. beyazlı geliyor. güya beyazlı. lekelerle dolu üstü başı. ayda bir kez ya yıkanır ya yıkanmaz. incebelliyi de gördüm şimdi. ah! başına geleceği bilse yavrucak...
ne mahzundur incebelli. her seferinde başka bir erkekle gelir masaya. sanki her seferinde o erkeği de sevmek ister gibi. alışmak ister gibi ona. ama o kısacık yol boyunca, onu içine aldığı, bağrına bastığı o yol boyuncadır sadece mutluluğu. kısa bir an yeni sevgilisine kavuşur.
sonra kıllı eller, narin parmaklar, törpülü tırnak, boyalı tırnak, yenmiş tırnak, pis tırnak, çatlak el, krem kokulular... hepsi ama hepsi istisnasız ayırır onu erkeğinden. elinden bir şey gelmez. hepsi sevmeye yeni yeni başladığından ayırırlar. üstelik sanki hiç ayırmayacaklarmış gibi yaparak. güya kendi içinde dolanmasına izin verirler. ama bellidir sonu. bir kaç hızlı öpücük, derin olmayan, baş döndürücü bir temas ve ince belinin kafasına vura vura gelen ayrılık.
beyazlı geldi. incebelliyi oturttu masaya. kıllı el geliyor, bu sefer beni alsın istiyorum. hem çok oturdum hem de bir kez daha görmek istemiyorum incebellinin hüznünü. kıllı el yaklaştı. yaklaştıkça daha beter görünüyor. yanımdakini aldı, öbür yanımdakini de, birini daha aldı solumdan, hayır ikizleri almış. ben. beni de al kıllı el.
aldı. beni de aldı. bu inanılmaz. en büyük düşmanından ölçüsüz bir lütuf görmek gibi. bizi incebelliye götürdü. artık ben de incebellideyim. bir an önce karışmak istiyorum. o kadar çok istiyorum ki kokusunu içime çekmeyi. öyle büyük ki ona özlemim. bin parça olmak istiyorum, dağılmak istiyorum. her bir zerresine nüfuz edeyim istiyorum.
ama incebelli çok dalgın. bu kez bakmıyor bize. kıllı el de bakmıyor. kıllı el fark etmiyor. incebelli atıverecek kendini masadan. bin parça edecek kendini, bizim için. feda edecek. kendini. bizim için. toplu acı varsa bir yerde, birinin fedası ne işe yarar. hep birlikte kaybolalım incebelli.
*****
görsel için sessizce oturun


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder